Çaresizdim

Al-Anon Çaresizdim

Oğul oğul can oğul
İçimde hicran oğul.

Çaresizdim. Oğlum on beş yaşından beri alkol kullanıyordu. Babasıyla da alkolü yüzünden ayrılmıştım. Oğlumu da feda etmeye hiç niyetim yoktu. Onu, alkolden vazgeçirmek için tüm yolları denemiştim sert davranmıştım, nasihat etmiştim, dışlamıştım, ona içki veren komşu bakkalı tembihlemiş, gittiği barlara giderek onu oradan kaldırmaya çalışmıştım. Psikiyatriste gitmesi için defalarca ikna etmiştim. Her defa tedaviyi yarım bırakıp alkole geri dönmüştü. Akıl hastanesine yatmasını sağladım (O zamanlar da benim için korkunç bir karardı). Ona uygulamaya çalıştığım hiçbir şey onun alkole olan isteğini geriletmiyordu. Ayrıca madde de kullanmaya başlamıştı. Onun bu eylemlerinden dehşetli utanç duyuyordum. İşine devam etmesi için ayrı bir savaş veriyordum. Dost çevremden onun da saygı sevgi duyduğu güvendiğim kişilerden onu alkolden caydırmak için yardım almaya çalışıyordum. Hiçbirisi çare olmuyordu. Alkole yenildikçe çaresizliğim artıyor, bıkıp usanmadan yeni çareler arıyordum. Mücadele etmekten asla vazgeçmiyordum.

AA’yı duyduğumda, dertlerimin sona ereceğini sandım. Oradan bir reçete alacağımı düşünerek verilen adrese gittim. Toplantı yapan üç beş kişi vardı. Henüz grup çok yeniydi. Bana, alkoliğin gelmesini söylediler. Oğluma oraya gitmesini söyledim. Kabul etti, devam etmeye başladı. Kısa veya uzun zamanlar alkolü bıraktığı oldu ama yine aynı noktaya geri döndü. Bu arada bir de Bipolar (Duygu durum bozukluğu veya manik depresif) diye bir hastalığı olduğu da ortaya çıktı. Alkolü bu hastalığının tetiklediği söylendi.

Mutsuzdum, çaresizdim başa çıkamadığım bir dertle boğuşmaktan bıkmış, yorgun düşmüştüm. Oğlumun peşinde koştuğum yıllar boyunca kendi ihtiyaçlarımı hiç düşünmemiş, hep ertelemiştim. Sonunda kendimi karaya oturan bir gemi gibi işlevsiz, amaçsız, umutsuz bir yıkıntı olarak algılamaya başlamıştım.

Arkadaşlarımın uyarısıyla doktora gittim. Sonra da Al-Anon Grubu’na başladım. Haftalarca paylaşımları dinledim. Paylaşmaya kalktığımda sözlerim ve gözyaşlarım birbirine karışıyordu. Zamanla programa girdikçe üzerinde düşünüp, katılımcılardaki gelişimleri gözlemledikçe rotamı belirledim ve burasının bana göre olduğuna karar verdim. Evet, hasta bir oğlum vardı kabul. Ama soruna takılıp kalmakla ben de sorunun bir parçası olmuştum. Ve kendi dışımda, yönetemeyeceğim, değiştiremeyeceğim nedenlerle kendimi hasta etmiş, mutsuz olmuş, yaşama sevincimi yitirmiştim.

Huzur duası kılavuzum oldu. Beni mutsuzluğa yönelten her olayda bu duayı kullandım. Önce düşünerek, olaya odaklanarak değiştirip değiştiremeyeceğimin kararını veriyor, sonra da olayları kabullenebilmem için HUZURU, Değiştirebilmek için ise CESARETİ kullanabilmek için kendimi sürekli motive etmeye ve aklımı kullanmayı başarmaya çalışıyordum. Sonra basamakları, gelenekleri birkaç kez sorularını da yanıtlayarak ve yazarak içselleştirme çalışmaları yaptım.

Al-Anon benim son kurtulma şansımdı. Değişmesi gereken bendim. İleri yaştaydım ama çok şükür değişime açıktım. Al-An on ilkeleri bana rehber oldu. Orada aynı sıkıntılardan gelen dostların paylaşımları ve onlarda gözlemlediğim ışıklı, sevgi dolu değişimler ya da bazı dostların aynı yanlış yollara sarılma inatları sonucunda mutsuzluk karanlığında kararlılıkla yürümeyi seçmeleri bana seçimlerimde ayna oldu.

Seçimimi yaptım. AL-ANON’a gelmeye devam edecektim: Aradan yıllar geçti. Zaman içinde öğrendiklerimi şöyle sıralayabilirim:

  • Üstün gücümün yardımına ne kadar çok ihtiyacım olduğunu fark ettim.
  • Oğlumun alkolüyle baş etmem gibi ihtimalin olmadığını.
  • Alkolizmin bir aile hastalığı olduğunu
  • İçimdeki evrensel gücü ve o müthiş potansiyelin nelere muktedir olduğunu keşfettim, deneyimledim.
  • İç sesimi dinlemeyi, onun işaretlerine uymayı öğrendim.
  • Sabrın, Sevginin, Şükretmenin, Dua ve meditasyonun, Sorunlarımı paylaşmanın önemini.
  • Kötü yanlarımı bulup çıkarmanın ve onları düzeltmenin benim görevim olduğunu,
  • Hayatımın biricik olduğunu, yaşamdan zevk almayı, daha çok gülmeyi hakkettiğimi,
  • Alkoliğimin de benim kadar sevgiye ihtiyacı olduğunu bilerek, ona payanda olmadan, onu aşağılamadan, hırpalamadan, sınırlarımı koruyarak sevgiyle bir arada yaşama gibi bir seçeneğimin de olduğunu,
  • Doğayla uyum içinde olmanın, yalnız ve yalnız ŞİMDİ de yaşamanın önemini,
  • Duygularımı hissetmem ve yaşamam, yaşamın sorumluluğunu üstlenmem ve sonuçlarını göğüslemem gerektiğini,
  • Daha çok gülmeyi, ağlamanın ayıp olmadığını, zayıf yanlarımdan ve yakınlarımın yaptıklarından utanmamayı
  • Kişiliğimle ilgili sınırlarımı çizmek ve koruma bilincine sahip olmayı

Al-An on öğretilerini aklımla, üstün gücümün benim içime yerleştirdiği potansiyeli hissederek ve kullanarak hayatıma geçirmeye çalıştım.

Bu saydıklarımı hayatıma geçirmenin hiç de kolay olduğunu söyleyemem. Ama girdiğim bu yolda çalışmayı, düşünmeyi ve okumayı bırakmadan yürüdüğüm sürece kişiliğimdeki ilerlemenin de süreceğini biliyorum. Ne mi kazanıyorum? Her geçen gün Üstün gücümün en derinlerime yerleştirmiş olduğu mutluluğu sevgiyi ve yaşama ve sevincini biraz daha keşfediyorum, yaşıyorum.

Üstün Gücüm beni yarattı. Benim de kendimi yaratmak için çok çalışarak, tıpkı bir sanatkar gibi kişiliğimi şekillendirerek, O’nun bana verdiklerini kullanma yetisine sahip, doğru insan olmak gibi bir sorumluluğum olduğunu hissediyorum… Bu bilince kavuşmama yardımcı oldukları için tüm ALANON dostlarıma teşekkür ediyorum.